Ağızdan Kulağa Yayılıma Çanak Tutmak
Sep 25, 2008 Doğru İş, Ölçeklenme Stratejileri
Bataklıkları bilirsiniz. Birçok organizmayı ve yaşam türünü içinde barındıran komplike ve zengin bir habitattır. Sivrisinekler de en çabuk bataklıklarda çoğalır. Kendileri insan ve memeli hayvanların kanıyla beslenirler. Birçok türü bulunmasına rağmen özellikle bir türü, sıtma mikrobu aşılayarak geçmişte birçok hayvan ve insanın ölümüne sebep olmuştur.
Sivrisinekleri (yayıcılar) ve taşıdıkları virüsleri (hikayeler) iş hayatıyla bağlantı kurmak için sanırım kullanabiliriz. Yeni bir kategoride doğru bir internet projesi hazırlıyorsanız, ilk amacınız projenizin hayata geçtiğinde birileri tarafından farkedilmesini sağlamak olacaktır. Peki bu farkındalığı hızlı bir şekilde nasıl yaratır ve işinizi “konuşturan iş” haline getirirsiniz? Tabii ki öncelikle “verimli bir bataklık” -yani ağızdan kulağa yayılıma çanak tutan bir ortam- oluşturarak. Mümkünse bu bataklığı arazinizin (ürününüzün, projenizin) tam göbeğine “en başta” yerleştirmenizi öneririm. Çünkü ürün ya da projeniz bir kere oluştuktan sonra bu eksikliğin farkına varmanız ve sonradan eklemlemeniz, size daha pahalıya malolacaktır.
Siz bir bataklık oluşturduğunuzda (doğru proje) otomatikman sivrisineklerin üremesine (hikaye yayıcılar) uygun bir ortam yaratmış olursunuz. Böylece sürekli kendiniz hikaye uydurmak ve yaymaya çalışmak zahmetinden de kurtulursunuz. Örneklerle destekleyecek olursak:
- Facebook‘un uygulama API’lerini tüm webmaster’lara açma cesareti göstermesi, bataklık oluşturmaya çok bariz bir örnektir. Artık dışarıdaki herkes sanki Facebook çalışanıymış gibi çeşit çeşit aplikasyon geliştirebilir. Zaten tutulan uygulamalar da (verimli sivrisinekler) Facebook’u ağızdan kulağa dolaştırır.
- Gittigidiyor‘un açık artırma sisteminin kendisi zaten ilginç müzayedeler için bir bataklık gibidir. “Kendisini satan santrofor” veya “Osmanlı tokadı” ya da “Tangasını satan Bilkent’li” vbg. ilginç sivrisinekler her zaman çıkar.
- Youtube‘da hergün yüzbinlerce video yükleyip bunları başkalarına forward’layan kişiler birer hikaye üreticisi ve yayıcısı sivri’lerdir.
- Secondlife‘ta sanal şube açan firmalar (Vestel, Reuters vs), bunu basında duyurarak Secondlife’ı da ücretsiz duyurmuş olurlar.
Hikayelerin hepsinin etkili olacağıyla ilgili elbette bir kaide olamaz. Zaten sivrisinekler de yemek için yiyecek -yani insan veya hayvan kanı- bulamadıkları zaman açlıktan ölürler. Eğer projeniz Youtube ise, her yüklenen video’nun onbinlerce kişi tarafından izlenmesini beklemeyin. Yüklenen tüm videoların belki de maksimum %1′i onbinlerce kez izlenmiştir. Özellikle çiftleşme öncesi emilen kan, dişi sivrisineklerde afrodizyak etkisi yapar ve sivrisinek sayısında patlama yaşanırmış. Facebook’ta kullanılma patlaması yaşayan uygulamalar, blogları sıklıkla takip edilen bloggerlar, Friendfeed‘de ilgiyle takip edilen insanlar veya Youtube’da izlenme rekorları kıran videolar da “içeriği ilgi çeken bileşenler” (afrodizyak etkisi yaratan kan’lar) oldukları için hemen etkisini gösterir ve hızla yayılarak kendilerinden bir hayli konuştururlar.
Bütün bunlar hikayeyi bizzat sizin üretmeniz yerine “hikaye üreten ve yayan sivrisineklere çanak tutan ortamlar üretmek”le alakalı. Zaten internette bütün hikaye “kulvarında ilk ölçeklenen olmak” üzerine kurulu. Konuşturan hikayelerin bütünleşik etkisi, sizi hızla bu hedefe üstelik en ucuz yoldan yaklaştıracaktır. Çünkü bataklığın verimlilik düzeyi, fanınız olan sivrisinekleri çoğaltacak ve sizi çok hızlı şekilde akıllara kazınan bir marka yapacaktır. Hatırlayın, çabucak markalaşan YouTube’dan sonra ortaya çıkan GoogleVideo bir varlık gösterebildi mi? Sonunda satın almak zorunda kaldılar (akıllı hareket).
Bir de bu sineklerin bir türü hastalık bulaştırırsa (misal, Youtube’da hükümetlerce tepki gören içerik) hemen bataklığı kurutma aksiyonları alınır. Siz de kendi projenizde herşeye hazırlıklı olun, duruşunuzu belirleyin ve önleminizi önceden alın.
Dikkat ettiyseniz bu yazıda, kendi hikayenizi, ağızdan kulağa yaymak için kuruluş öykünüzü, ortaklarınızın geçmişini, bir apartman şirketi olarak ne zorluklar çektiğinizi, firmanızın çevreye ne kadar duyarlı olduğunu ya da ürününüze neden albenili bir broşür yaptığınızı ortalıkta (forumlar, bloglar, gazeteler vs) anlatmanızdan bahsetmiyorum. Bunları zaten herkes yapmaya çalışıyor. Siz de yapın.
Özetle, hem hızlı büyümek hem de reklam/pazarlama maliyetlerini düşürmek (belki de sıfırlamak) için önceliğiniz, hikaye üretmekten çok, hikayenin üreyeceği ortamı yaratmak olsun. Gerisini sivrisineklere bırakın…
Tags: Ağızdan Ağıza Pazarlama, Kulaktan Kulağa Pazarlama, WOM, WOMM



September 26th, 2008 at 5:19 pm
Örneklemeleriniz ve anlatım biçiminiz çok güzel. Devamını bekliyoruz. Bir de hikayeyi nasıl oluşturalımla ilgili bir şeyler yazarsanız çok sevinirim.
September 29th, 2008 at 1:11 am
Ozellikle bu yazinizi cok tuttum. Projemde en dikkat edecegim yerlerden biri olacak. Projenin orjinal olmasi kadar,konusturan proje olmasi, bizim gibi reklama para harcayamayacak girisimci adaylari icin cok onemli. Tekrar saolun.
October 2nd, 2008 at 12:19 pm
[...] fotoğraf paylaşım, yazı/görüş paylaşım vb.) bahsetmiyorum. Aynı zamanda yerel pazarlarda ağızdan kulağa yayılıma çok şey borçlu olan açık artırma, arama motorları, ürün yorumlarının yapıldığı [...]
October 28th, 2008 at 10:16 pm
[...] kullanarak çözdü. Üstelik tüm bunlar ana (core) iş modelinin içine gömülü olduğu için ağızdan kulağa hızla yayıldı ve böylece neredeyse hiç pazarlama giderine katlanmadı. Yumurta (sermaye) [...]