Pumalar Neden Vazgeçer?
Sep 16, 2008 Doğru Çeviklik, Karakter Seti
Pumaları bilirsiniz; kendileri vahşi kedilerin uzak atalarından sayılırlar. Bu cangıl kedisinin birçok özelliği vardır. Fakat dillere destan olan, çok hızlı ve kıvrak koşusudur. Avının peşine düştüğü an, giderek hızlanır -vücudunun bütün eklem ve kaslarını ortaya çıkaran çevikliğini, izleyenlere huşu içinde seyrettirir. Ancak bu koşu bazen pumanın, bazen de paçasını kurtarmaya çalışan kurbanının zaferiyle sonuçlanır. Peki sizce bir puma, avının peşinden ne kadar koşar? Ormanların vahşi avcısının bu yazıya konu olmasının tek sebebi, “hesaplı koşusudur”. Çünkü bir puma, avının peşinden sürdürdüğü ölüm koşusunu, her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani ceylanı yakalamak için koştuğu süre ile, tavşanı yakalamak için harcadığı süre aynı olmaz –hemen o anda zihninde bir masraf/kazanç hesabı yapar. Eğer koşarken harcadığı enerji miktarı, avından elde edeceği potansiyel enerji miktarını aşacak gibiyse, o an koşmayı bırakır. Yenilgiyi kabul edip başka bir av arar. Cevap her zaman nettir: “Sonuçtaki ödülün büyüklüğü”. Ceylanın peşinden fazla koşabilir, ama tavşanın peşinden çok daha az koşar. İşte internet dünyasında da başarının sırrı “pumalıkta”, yani harcanan emek ile ulaşılan ödül arasındaki dengeyi iyi ayırt etmekte yatıyor.
Yarı yolda birileri sizden evvel davranıp ölçeklendiyse, arkasından koşmaya gerek yoktur. Çünkü ondan sonrası duygusallık olur -küçük tavşanı elde etseniz de elde edeceğiniz enerji, harcadığınızdan az olur. Bu yüzden bazı durumlarda duygusal davranmayı bırakmak, vazgeçmek gerekir. Ayrıca bunu “başarısızlık” olarak da algılamamak gerekir. Çünkü buradan kazandığınız deneyim ile açığa çıkardığınız enerji ve kaynaklar, daha ölçeklenmemiş ve açık ara lideri henüz olmayan bir başka kategoride belki de ilk sizin ölçeklenebilmeniz için açığa çıkmıştır –yani zor ceylanlar veya kolay tavşanlar sizi bekliyor olabilir. Bardağın bu şekilde dolu tarafını görmedikçe ve ölçekli lideri takip etmekle yetindikçe; hem harcamaya devam eder hem de harcadığınızdan daha az kazanırsınız. Vazgeçenlere birkaç örnek vermek gerekirse;
- Amazon’u tebrik etmek lazım. 45 milyon dolar harcayarak gerçek hayatın en başarılı mezatçılarından Sotheby’s ile beraber kurduğu açık artırmalı müzayede sitesinin, E-bay gibi ölçeklenmiş bir marka karşısında “çöp” olduğunu anlayınca çabucak acıya son verdi.
- Ebay’i de tebrik etmek lazım. Kendi büyütüp palazlandırdığı sanal ödeme sistemi Paypal’a rakip olarak “ben daha iyisini yaparım” psikolojisiyle çıkarttığı Billpoint adlı servis, çevik ve ölçekli Paypal karşısında bir türlü tutunamayınca, 1.5 milyar dolar’ı tıpış tıpış ödeyip Haziran 2002’de Paypal’ı satın almak zorunda kaldı.
- Aynı şekilde Yahoo’yu da tebrik etmek lazım. “Yahoo Auctions” bir zamanlar açık artırma kategorisinin ölçekli devi E-bay’in rakibiydi. Yahoo, bu kategoride başarının kendinden çok ama çok uzak olduğunu nihayet anlayınca, Haziran 2006’da yaralı kolu kesti ve cenazeyi kaldırdı. Bir daha da o alana girmedi.
- Unutmadan Google’ı da tebrik edebiliriz. Başkalarından gördükten sonra kurduğu “Google Video” servisi, o alana ilk giren ve çok kısa sürede ölçeklenen Youtube karşısında çuvallayınca; akıllı bir hamleyle “video paylaşımı” kategorisinin ölçekli lideri Youtube’u Kasım 2006’da primli fiyata da olsa -1.65 milyar dolara- satın aldı. Şimdi iki servis de Google bünyesinde yoluna devam ediyor.
Örnekler çoğaltılabilir. Bütün bu vazgeçenler mutlu mu sizce? Bence gayet mutlular. Ne de olsa zarardan döndükleri andan itibaren acı bitti.
Peki vazgeçmeyenler? Hasta olana şekerli su bile acı gelirmiş. Bence önemli olan hastanın bizzat kendisinin “hasta” olduğunu farketmesidir. Aksi halde suyun niye acı olduğunu farkedemez -kendisini “sağlıklı” zannederek kabahati suya yükler. Google’ın Rusya’da, Japonya’da veya Çin’de; Yahoo’nun “arama” hizmetinin Japonya dışındaki birçok pazarda; Microsoft’un “arama” servisinin neredeyse tüm ülkelerde; Ebay’in Çin dahil birçok uzakdoğu pazarında; Facebook’un Almanya ve Rusya gibi lokal pazarlarda ölçekli rakiplerine diş geçirememelerine rağmen vazgeçmemelerini “hasta olduğunu anlamamaya” örnek gösterebiliriz. Ölçekli lider oldukları pazarlarda elde edilen kazançlar buralardaki kayıpları örttüğü sürece, bu kayıpları kimse sorgulamayacaktır (içerideki yöneticiler veya dışarıdaki yatırımcılarca). Ama vazgeçmedikçe kayıp devam edecek; savaşın kaybedildiğini anlayıp “keskin önlem” almadıkça bu lokal pazarlarda acı bitmeyecektir.
Sonuçta acı da olsa vazgeçmeyi bilmek ve enerjiyi başka alanlara rotalamak gerekir. Puma da avını kovalarken gerektiğinde vazgeçer. Ama vazgeçtiği için oturup ağlamaz. Bilakis “spor yaptım, kas yaptım, refleks geliştirdim” diye düşünür. Çünkü bilir ki “Vazgeçmek de bir erdemdir!”.
Tags: Vazgeçmek



September 16th, 2008 at 4:03 pm
Çok güzel bir makale olmuş. Örneklemeniz mükemmel. Elinize sağlık.
September 17th, 2008 at 1:14 am
Yazdiklarinizin gercek deneyimlerinizden rafine ettiginiz sonuclar gibi. Benim icin onemlisi, teorik degil gunumuzden ve uygulanabilir olmalari. Bilginin guc oldugu gunumuzde, tum bu deneyimleri beklentiniz olmadan paylastiginiz icin cok tesekkurler. Yeni yazilarinizi merakla bekliyorum.
September 26th, 2008 at 1:41 pm
[...] prensibini anlayamadığı için bir çok kategoride cezasını çekti ve bazı işlerini tasfiye etti. Dikkat ettiyseniz Microsoft’u hiç saymadım bile. Çünkü interneti “anladığını” bile [...]
September 29th, 2008 at 6:56 am
[...] olabilirsiniz. Eğer o aşamadan sonra liderlik şansınız yoksa, çok diretmeden o kategoriden çıkmanızı öneririm. Çünkü enerjinizi, lideri olabileceğiniz başka kategorilere kanalize etmenizde fayda [...]
October 1st, 2008 at 10:25 pm
[...] ve sıkı bir iş modeliniz de yoksa (ve ilerde de olmayacaksa), bence fazla uzatmadan cenazeyi kaldırın (exit edin). Çünkü siz bilindik kategoriye gecikmeli girip sonradan çok doğru işler yapsanız [...]