<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Masaya Yumruğu Okkalı Vurmak</title>
	<atom:link href="http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/</link>
	<description>PainorGain, internette doğru işler yapmak isteyen girişimci veya girişimci adaylarına hitap ediyor. İnternette para kazanmak, internette iş yapmak, kısaca internetten kazanmak isteyenlerin başvuru adresidir.</description>
	<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 14:02:45 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.3</generator>
		<item>
		<title>By: admin</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9956</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 14:48:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9956</guid>
		<description>Ben teşekkür ediyorum :) Başarılar diliyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben teşekkür ediyorum <img src='http://www.painorgain.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> Başarılar diliyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ismailseyrik</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9955</link>
		<dc:creator>ismailseyrik</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 14:30:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9955</guid>
		<description>Anlıyorum. e-businesın doğası inovasyonu sürekli hale getirir. bunun dışındaki ilişkiler yapılar için tabii olarak kıyaslama yanlış olur.  Fakat teşbih nihaetinde benzeri durumları açıklamada kolaylık sağlar. Yoksa hangi biçimde olursa olsun süreçler doğası itibarıyla özneldir. ölçeklendirmeye ilişkin nüanstan dolayı focal pointı ıskaladım sayılır. 

benim adıma güel bir beyin fırtınası oldu diyebilirm. Teşekkür ederim.  Bundan sonra daimi takipçinizim. çalışmalarınızda başarılar dilerim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anlıyorum. e-businesın doğası inovasyonu sürekli hale getirir. bunun dışındaki ilişkiler yapılar için tabii olarak kıyaslama yanlış olur.  Fakat teşbih nihaetinde benzeri durumları açıklamada kolaylık sağlar. Yoksa hangi biçimde olursa olsun süreçler doğası itibarıyla özneldir. ölçeklendirmeye ilişkin nüanstan dolayı focal pointı ıskaladım sayılır. </p>
<p>benim adıma güel bir beyin fırtınası oldu diyebilirm. Teşekkür ederim.  Bundan sonra daimi takipçinizim. çalışmalarınızda başarılar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: admin</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9954</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 11:57:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9954</guid>
		<description>Bu yorumunuzda detaylı açıklama getirmenize çok sevindim.  Zaten diğer yazıları okuduğunuza göre, bu blogun özünün kategorisinde "ilk" veya "doğru ilk" olanın masadan neredeyse hepsini alıp kalktığı; diğerlerine kalanın çok birşey olmadığı ya da önemsiz olduğu üzerine kurulu. Tartıştığımız bu yazı ise alanında "doğru ilki" henüz olmayan (ama kategoride zayıf da olsa birileri var mutlaka) dolayısıyla henüz ölçekli liderin bulunmadığı ve giriş bariyerinin nispeten düşük olduğu kategoriler için yapılması gerekenin belirtildiği bir yazı. Siz Amerika'da tutup da çoktan ölçeklenmiş Amazon.com gibi ezici bir markanın karşısına çıkarsanız (veya Türkiye'de hepsiburada.com’un), cebinizde para basma makinesi de olsa çok bir mesafe alma şansınız yok. İşte benim "ciddi risk" dediğim şey burada başlıyor. Bu yazıda bahsedilen ise, masaya yumruğu okkalı vurduğunuzda bile aslında ne kadar "ölçülü risk" aldığınız. Yani kısaca benim bu blogdaki önerilemin özü; ezici/ölçekli/markalaşmış bir rakibin karşısına cepheden dikilmek yerine, alanında henüz ezici/ölçekli bir markası olmayan bir kategoride veya alt kategoride (örneğin internette kozmetik ürünleri satışı, örneğin çiçek satışı, örneğin lezzet çiçekleri satışı, örneğin sadece İstanbul'lulara yönelik arkadaşlık sitesi vb.) düşük giriş bariyerinin üstünden zıplamaktır. Bu sayede acı azalır, risk düşer, başarı şansı "inanılmaz" artar. Örnekleri çoğaltabilirim. Ama sanırım bunlar kafi.
Detaylı yorumlarınızdaki benim internet dünyası dışında tanımladığım "gerçek dünya/internet dışı işler veya olaylar” ile ilgili verdiğiniz örneklere aslında sözüm yok. Zaten bu blogu yazma amacım, internetteki olguların farklı gelişmesinden dolayı, "doğruyu yapıyorum" zannedilerek yanlış işlere girilmemesine katkıda bulunmak. Yoksa sanki çok basitmiş gibi "gittigidiyor.com dünyanın parasını kazanıyor, yaparız bi hemalhemsat.com biz de ucundan kazanırız” ya da “yemeksepeti.com iyi tuttu, alalım şu aloyemek.com'u, kırarız belini paranın” veyayut “bilyoner.com bu sene 500 mio dolar ciro yapacak, yapalım bi nesine.com, bak gör nası kar edicez" tarzı bu piyasayı iyi anlamadan birtakım işlere girerseniz, arkanızda medya gücü de olsa ne durumlara düştüğünüzü cümle alem ibretle izler. Karşınızdaki kategorisinde lider olmuş ölçekli rakibi, “3-5 girişimcinin işi” diye küçümserseniz internet alemindeki en büyük hatayı yapmış olursunuz. İşte benim bahsettiğim majör hata budur, asla alınmaması gereken “baba risk” budur.  Yoksa ölçekleneni henüz olmayan, gelir getirdiği de belli olmuş, giriş bariyeri henüz yükselmemiş “garantili” işlerde alacağınız tek risk (nakit akışı ihtiyacını doğru tespit ettiğiniz ve ne kadar nefesiniz olması gerektiğini iyi tahmin ettiğiniz sürece), pazarın potansiyelini doğru tahmin edememe (genelde abartılı tahmin etme) riski olur. 
İnternet aleminin farklı olduğuna sürekli dem vurmamdaki kasıt buydu. Yoksa verdiğiniz örneklerdeki girdilerle çıktılar, benim bahsettiğim internet işlerindeki girdi ve çıktılarla benzeşmediği için birebir karşılaştırma şansı bulamıyoruz. Yazıyı “internette başarı” bağlamında değerlendirdiğinizde düşünceleriniz değişir umarım.
Katkınız için teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yorumunuzda detaylı açıklama getirmenize çok sevindim.  Zaten diğer yazıları okuduğunuza göre, bu blogun özünün kategorisinde &#8220;ilk&#8221; veya &#8220;doğru ilk&#8221; olanın masadan neredeyse hepsini alıp kalktığı; diğerlerine kalanın çok birşey olmadığı ya da önemsiz olduğu üzerine kurulu. Tartıştığımız bu yazı ise alanında &#8220;doğru ilki&#8221; henüz olmayan (ama kategoride zayıf da olsa birileri var mutlaka) dolayısıyla henüz ölçekli liderin bulunmadığı ve giriş bariyerinin nispeten düşük olduğu kategoriler için yapılması gerekenin belirtildiği bir yazı. Siz Amerika&#8217;da tutup da çoktan ölçeklenmiş Amazon.com gibi ezici bir markanın karşısına çıkarsanız (veya Türkiye&#8217;de hepsiburada.com’un), cebinizde para basma makinesi de olsa çok bir mesafe alma şansınız yok. İşte benim &#8220;ciddi risk&#8221; dediğim şey burada başlıyor. Bu yazıda bahsedilen ise, masaya yumruğu okkalı vurduğunuzda bile aslında ne kadar &#8220;ölçülü risk&#8221; aldığınız. Yani kısaca benim bu blogdaki önerilemin özü; ezici/ölçekli/markalaşmış bir rakibin karşısına cepheden dikilmek yerine, alanında henüz ezici/ölçekli bir markası olmayan bir kategoride veya alt kategoride (örneğin internette kozmetik ürünleri satışı, örneğin çiçek satışı, örneğin lezzet çiçekleri satışı, örneğin sadece İstanbul&#8217;lulara yönelik arkadaşlık sitesi vb.) düşük giriş bariyerinin üstünden zıplamaktır. Bu sayede acı azalır, risk düşer, başarı şansı &#8220;inanılmaz&#8221; artar. Örnekleri çoğaltabilirim. Ama sanırım bunlar kafi.<br />
Detaylı yorumlarınızdaki benim internet dünyası dışında tanımladığım &#8220;gerçek dünya/internet dışı işler veya olaylar” ile ilgili verdiğiniz örneklere aslında sözüm yok. Zaten bu blogu yazma amacım, internetteki olguların farklı gelişmesinden dolayı, &#8220;doğruyu yapıyorum&#8221; zannedilerek yanlış işlere girilmemesine katkıda bulunmak. Yoksa sanki çok basitmiş gibi &#8220;gittigidiyor.com dünyanın parasını kazanıyor, yaparız bi hemalhemsat.com biz de ucundan kazanırız” ya da “yemeksepeti.com iyi tuttu, alalım şu aloyemek.com&#8217;u, kırarız belini paranın” veyayut “bilyoner.com bu sene 500 mio dolar ciro yapacak, yapalım bi nesine.com, bak gör nası kar edicez&#8221; tarzı bu piyasayı iyi anlamadan birtakım işlere girerseniz, arkanızda medya gücü de olsa ne durumlara düştüğünüzü cümle alem ibretle izler. Karşınızdaki kategorisinde lider olmuş ölçekli rakibi, “3-5 girişimcinin işi” diye küçümserseniz internet alemindeki en büyük hatayı yapmış olursunuz. İşte benim bahsettiğim majör hata budur, asla alınmaması gereken “baba risk” budur.  Yoksa ölçekleneni henüz olmayan, gelir getirdiği de belli olmuş, giriş bariyeri henüz yükselmemiş “garantili” işlerde alacağınız tek risk (nakit akışı ihtiyacını doğru tespit ettiğiniz ve ne kadar nefesiniz olması gerektiğini iyi tahmin ettiğiniz sürece), pazarın potansiyelini doğru tahmin edememe (genelde abartılı tahmin etme) riski olur.<br />
İnternet aleminin farklı olduğuna sürekli dem vurmamdaki kasıt buydu. Yoksa verdiğiniz örneklerdeki girdilerle çıktılar, benim bahsettiğim internet işlerindeki girdi ve çıktılarla benzeşmediği için birebir karşılaştırma şansı bulamıyoruz. Yazıyı “internette başarı” bağlamında değerlendirdiğinizde düşünceleriniz değişir umarım.<br />
Katkınız için teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ismailseyrik</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9953</link>
		<dc:creator>ismailseyrik</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 09:23:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9953</guid>
		<description>Stratejik planlama ve danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu çerçevede bir firma ve marka için yada bireysel kararlarda her olasılığı saptamanın ve neticelerin değerlendirilmesini yapmak durumundayım. Günlük yaşamdan pek çok örnek verilebilir. Fakat schelling'in yönetimini ve yaklaşımı önemli kılan asıl olay; küba füze krizidir. Nükleer caydırıcılık tan ziyade konvansiyonel bir hamlenin(domuzlar körfezi çıkarması) hatalı olduğu Schelling tarafından ortaya konmuştur. Bu konuya ilişkin ayrıntılı 1960'da strategy of conflict makalesinde ele almıştır. Orada d-day'in ayrıntılı bir incelesini yaptıktan sonra nash optimumun yetersizliğini görmüş ve uçurumun kıyısı yaklaşımının hatalı taraflarını  anlatır. İsimler ve yazarlara  çok önemli olmamalı fakat günümüzde ki ultra hızlı ve acımasız iş yaşamında, ekonomik düzeni soğuk savaş sonrası revize eden, glastnostla dönüşüm teorileri sayesinde yeni bir ekonomik vizyonu global siteme kazandırdığı için önemli olduğuna inanırım. En azından akademik ve mesleki bağlamda :)

İnovasyon konusunda hem fikiriz. Fakat bir sektörde biraz yol katetmiş, markalaşma yolunda ilerleyen bir firma için baskın strateji arkadan geleni taklit etmektir. f1'daki gibi, yol vermeme gibi. Yani siz ne kadar radikal, sıkı hamle ile icraya girişirseniz o denli güçlü bir refleksle karşılaşırsınız. Bir adım önde olan rüzgara göre değil, ardından gelene göre oynar. Sektörel liderliği korumak ürünün firma adı ile anılmasına yol açar. Klasik "Selpak" örneğinde olduğu gibi. Peki ikincilikte olanlar ne yapmalı? bir liderin yapmaması gereken ilk hata "küçümseme" günahını işlediyse cehennem onu bekliyor olacak, her iki dünya da :) akil bir liderle yüz yüze iseniz. Rotanızı kökten değil 1-2 derecelik değişimlerle, öncünün direksiyon kıramyacağı bir pozisyona oturtmanız gerek. Kabul ediyorum. Bunu yapmak, achiellusu topuğundan vurmak kadar zor ama etkili bir hamleyi hayata geçirmektir. Fakat şiddetli bir çabadan daha önemli sonuçlar doğurabilir. Bu yaratıcılık ve multi kültürel, mülti perspektifli bir analizi, vizyonu gerektiren bir hamledir. lakin bu başarıldığında da tartışmasız, önlenemez rotada bir lider firma, ürün oluşturulmuş olur.

Parakende bilgisayar sarf malzemeleri üreten bir fimanın piyasa girişiminde benzeri bir durumla yüz yüze gelmiştik. Üründen ziyade marka tabanlı bir çalışma olsada durum benzerdi. piyasa hem kurmsallaşmış güçlü bir rakip, hemde o rakibin önüne geçmek isteyen rakipler vardı. yani firma 2-0 yenik başlamıştı. lider firmayı izleyen sert bir hamle ile  girşimini gerçekleştirirse yeni firma 2.nin 2 katı bir hamle ile karşılık vermek zorundaydı. liderde 2.ye sert bir tepki verdiğinde, yeni giren firma çalışmasını sekiz kat yoğunlaştırılmış hale getirmek zorundaydı. Bunun yerine istikameti değiştirmeden küçük hamleleri tercih ettih. küçük hamleler le her iki oyuncu içinde taklit edilmeyecek kadar önemsiz görünen, ama edilemeyecek kadar ağır bir farklılaşmaya  doğru bir rota çizdik. diğer ikisi için Taklit noktası/(focal point) çok geride kaldığı için güveli ve değeri yüksek bir noktaya ulaşılmış oldu. 

Her şey bir tarafa her lider şahsına ve pozisyonuna münhasır bir kuramdır. Tabi sizin liderlik kuramınız, aksiyon temelli rapid  çözümlerin merkeze alındığı yaklaşım. Bu yüzden agresif olasılıkları tercih edebilirsiniz ve başarılı da olabilirsiniz. Liderlik modelinize uygun olabilir. Kişisel ve uzmanlığıma bağlı olarak, ben liderin modeli ve ona uygun strateji gibi bir seçeneği kabul etmenin yerine tutunma payını maksimize eden bir seçeneği öneririm. Bu yüzden makalede ele aldığınız örneğin işaret ettiği duruma binaen kıyı stratejisnin riskli ve pozitif etkileri neticesindeki düşük getirilerinin altını çizmeyi yeğledim. 

Diğer makalelerinizi de okudum. fakat örnekteki seçeneğin yanlış değil, düşük kazanımlı-yüksek riskli bir tutum olduğunu düşünüyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Stratejik planlama ve danışmanlık hizmeti veriyorum. Bu çerçevede bir firma ve marka için yada bireysel kararlarda her olasılığı saptamanın ve neticelerin değerlendirilmesini yapmak durumundayım. Günlük yaşamdan pek çok örnek verilebilir. Fakat schelling&#8217;in yönetimini ve yaklaşımı önemli kılan asıl olay; küba füze krizidir. Nükleer caydırıcılık tan ziyade konvansiyonel bir hamlenin(domuzlar körfezi çıkarması) hatalı olduğu Schelling tarafından ortaya konmuştur. Bu konuya ilişkin ayrıntılı 1960&#8242;da strategy of conflict makalesinde ele almıştır. Orada d-day&#8217;in ayrıntılı bir incelesini yaptıktan sonra nash optimumun yetersizliğini görmüş ve uçurumun kıyısı yaklaşımının hatalı taraflarını  anlatır. İsimler ve yazarlara  çok önemli olmamalı fakat günümüzde ki ultra hızlı ve acımasız iş yaşamında, ekonomik düzeni soğuk savaş sonrası revize eden, glastnostla dönüşüm teorileri sayesinde yeni bir ekonomik vizyonu global siteme kazandırdığı için önemli olduğuna inanırım. En azından akademik ve mesleki bağlamda <img src='http://www.painorgain.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>İnovasyon konusunda hem fikiriz. Fakat bir sektörde biraz yol katetmiş, markalaşma yolunda ilerleyen bir firma için baskın strateji arkadan geleni taklit etmektir. f1&#8242;daki gibi, yol vermeme gibi. Yani siz ne kadar radikal, sıkı hamle ile icraya girişirseniz o denli güçlü bir refleksle karşılaşırsınız. Bir adım önde olan rüzgara göre değil, ardından gelene göre oynar. Sektörel liderliği korumak ürünün firma adı ile anılmasına yol açar. Klasik &#8220;Selpak&#8221; örneğinde olduğu gibi. Peki ikincilikte olanlar ne yapmalı? bir liderin yapmaması gereken ilk hata &#8220;küçümseme&#8221; günahını işlediyse cehennem onu bekliyor olacak, her iki dünya da <img src='http://www.painorgain.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> akil bir liderle yüz yüze iseniz. Rotanızı kökten değil 1-2 derecelik değişimlerle, öncünün direksiyon kıramyacağı bir pozisyona oturtmanız gerek. Kabul ediyorum. Bunu yapmak, achiellusu topuğundan vurmak kadar zor ama etkili bir hamleyi hayata geçirmektir. Fakat şiddetli bir çabadan daha önemli sonuçlar doğurabilir. Bu yaratıcılık ve multi kültürel, mülti perspektifli bir analizi, vizyonu gerektiren bir hamledir. lakin bu başarıldığında da tartışmasız, önlenemez rotada bir lider firma, ürün oluşturulmuş olur.</p>
<p>Parakende bilgisayar sarf malzemeleri üreten bir fimanın piyasa girişiminde benzeri bir durumla yüz yüze gelmiştik. Üründen ziyade marka tabanlı bir çalışma olsada durum benzerdi. piyasa hem kurmsallaşmış güçlü bir rakip, hemde o rakibin önüne geçmek isteyen rakipler vardı. yani firma 2-0 yenik başlamıştı. lider firmayı izleyen sert bir hamle ile  girşimini gerçekleştirirse yeni firma 2.nin 2 katı bir hamle ile karşılık vermek zorundaydı. liderde 2.ye sert bir tepki verdiğinde, yeni giren firma çalışmasını sekiz kat yoğunlaştırılmış hale getirmek zorundaydı. Bunun yerine istikameti değiştirmeden küçük hamleleri tercih ettih. küçük hamleler le her iki oyuncu içinde taklit edilmeyecek kadar önemsiz görünen, ama edilemeyecek kadar ağır bir farklılaşmaya  doğru bir rota çizdik. diğer ikisi için Taklit noktası/(focal point) çok geride kaldığı için güveli ve değeri yüksek bir noktaya ulaşılmış oldu. </p>
<p>Her şey bir tarafa her lider şahsına ve pozisyonuna münhasır bir kuramdır. Tabi sizin liderlik kuramınız, aksiyon temelli rapid  çözümlerin merkeze alındığı yaklaşım. Bu yüzden agresif olasılıkları tercih edebilirsiniz ve başarılı da olabilirsiniz. Liderlik modelinize uygun olabilir. Kişisel ve uzmanlığıma bağlı olarak, ben liderin modeli ve ona uygun strateji gibi bir seçeneği kabul etmenin yerine tutunma payını maksimize eden bir seçeneği öneririm. Bu yüzden makalede ele aldığınız örneğin işaret ettiği duruma binaen kıyı stratejisnin riskli ve pozitif etkileri neticesindeki düşük getirilerinin altını çizmeyi yeğledim. </p>
<p>Diğer makalelerinizi de okudum. fakat örnekteki seçeneğin yanlış değil, düşük kazanımlı-yüksek riskli bir tutum olduğunu düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: admin</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9952</link>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 13:54:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9952</guid>
		<description>Yorumunuz için teşekkürler. Bahsettiğiniz yazarın kitabını okumadım açıkçası. O yüzden yazarın sözünü ettiğiniz stratejilerinden de haberim yok maalesef. Yazarın fikirlerini, yaşadığınız/gözlemlediğiniz gerçek uygulamalara dayandırarak mı kabul ettiniz yoksa okudunuz ve size doğru geldiği için mi sahiplendiniz bilemiyorum. Ama size önerim, bu blogda en başta bahsedilen "doğru iş" kavramından başlayarak ve sadece internet tabanlı işler bağlamında bu yazıyı -önceki yazıların bir devamı olarak- değerlendirmeniz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Yorumunuz için teşekkürler. Bahsettiğiniz yazarın kitabını okumadım açıkçası. O yüzden yazarın sözünü ettiğiniz stratejilerinden de haberim yok maalesef. Yazarın fikirlerini, yaşadığınız/gözlemlediğiniz gerçek uygulamalara dayandırarak mı kabul ettiniz yoksa okudunuz ve size doğru geldiği için mi sahiplendiniz bilemiyorum. Ama size önerim, bu blogda en başta bahsedilen &#8220;doğru iş&#8221; kavramından başlayarak ve sadece internet tabanlı işler bağlamında bu yazıyı -önceki yazıların bir devamı olarak- değerlendirmeniz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: ismailseyrik</title>
		<link>http://www.painorgain.net/index.php/2009/07/masaya-yumrugu-okkali-koymak/#comment-9951</link>
		<dc:creator>ismailseyrik</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 00:37:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.painorgain.net/?p=374#comment-9951</guid>
		<description>masaya yumruğu vurarsınız ve vurduğunuzla kalırsınız. Bakın T. schelling buna "uçurumun kıyısı" stratejisi demiştir. Danışmanlık yaptığı dönemde de bunu ve "olasılık kısıtlama" stratejilerini uygulamıştır. Bu stratejileri bırakın kurumsal ölçekte uygulamayı, gündelik rutinde uygulamak bile büyük risk(makulun üstünde) taşır. O yüzden siz siz olun, masaya yumruğunuzu vurmayın. Çünkü uçurumun kıyısı tükenmiş çare/kavrulmuş toprak stratejisinden sonra düşünülür.

Aslında işin uzmanı olmaya gerek yok birazcık araştırma birazcık bilimsel metodologi.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>masaya yumruğu vurarsınız ve vurduğunuzla kalırsınız. Bakın T. schelling buna &#8220;uçurumun kıyısı&#8221; stratejisi demiştir. Danışmanlık yaptığı dönemde de bunu ve &#8220;olasılık kısıtlama&#8221; stratejilerini uygulamıştır. Bu stratejileri bırakın kurumsal ölçekte uygulamayı, gündelik rutinde uygulamak bile büyük risk(makulun üstünde) taşır. O yüzden siz siz olun, masaya yumruğunuzu vurmayın. Çünkü uçurumun kıyısı tükenmiş çare/kavrulmuş toprak stratejisinden sonra düşünülür.</p>
<p>Aslında işin uzmanı olmaya gerek yok birazcık araştırma birazcık bilimsel metodologi.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
