Bonnyfood.com Yayında…
Jan 31, 2009 Doğru Vizyon, Doğru Zamanlama, Doğru İş, Execution, Karakter Seti, Organizasyon
Nihayet yazabildim. Yoğunluk bitmeyeceği için pes ettim. Açıkçası yazıların sıklığının yanısıra, içerik kalitesi de çok önemli olduğu için yazmakta geciktim. Yoksa sadece yazmış olmak için yazmaktansa hiç yazmamayı tercih ederim. Gelelim sadede.
Geçen ay yeni girişimden bahsedip çok yakında açıklayacağımdan bahsetmiştim. Aslında fiilen hayata geçsek de, bir taraftan eksiklikleri toparlama (hem de yılbaşı öncesi:-) diğer taraftan sistem+kadro oturtma ve siparişleri karşılama derken, yoğun tempodan kurtulmak mümkün olmadı. Şimdi de malum Sevgililer günü hazırlığı var. Yeni işimiz “Lezzet çiçekleri”. Sitemiz ve markamız “Bonnyfood“.
Bonnyfood ile, kendini sevdirenler -ve böylece kendine hediye göndertenler:)- için etkileyici, farklı ve lezzetli seçenekler sunmayı amaçlıyoruz. Çünkü bizce klasik “hediye çiçek” gönderme anlayışı yavaş yavaş değişiyor. Artık insanlar hediye göndereceği zaman; şık görüntüsünün yanısıra, bir o kadar da lezzetli seçenekler arasından seçim yapabilmeli. Bonnyfood, “Sebze, meyve, çikolatalı meyve, kurabiye, sandviç çiçekleri” gibi geniş ve kaliteli ürün yelpazesi ile bu çapta Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor olacak.
Üstelik hijyenik koşullarda ürettiğimiz lezzet çiçeklerinin giremediği yer yok. Örneğin kokusundan ve alerjik kişileri rahatsız etmesinden dolayı artık çoğu hastaneye giremeyen veya girse de alıcıya ulaşamayan çiçekler; sözkonusu olan “lezzet çiçekleri” olduğunda hastalara rahatlıkla ulaşabiliyor.
Önceki yazımda bahsettiğim gibi, bu girişimin offline bacağı yüksek. Yani üretimi de Ümraniye’de açtığımız lokasyonumuzda yapıyoruz. Kısaca bir değerlendirme yapacak olursam;
- Yarattığımız geniş seçenek ve farklılıkla “doğru bir iş” üzerinde olduğumuza inanıyorum. Bu yüzden çevreme hep söylediğim “Taklit işler değil, yapılacaksa ilk ya da doğru ilk olacak işler yapılmalı” vizyonuma ihanet etmediğim için mutluyum.
- Kriz ortamında bile olsak, işin doğruluğuna ve zamanlamasına olan inancımızdan dolayı cesaretimizde bir anlık bile olsa tereddüt olmadı.
- Üstelik şansımızdan, henüz düzgün rakiplerin olmamasından dolayı “doğru zamanlama” ile faaliyete geçtiğimizi düşünüyorum.
-
Doğru kanalları kullanarak hızla yayılmayı ve bu kulvarda ilk ölçeklenen olmayı hedefliyoruz. Bu arada sadece kendi sitemizden satış yapmıyoruz. Satış ortaklığı içine girdiğimiz birçok web sitesiyle komisyon bazlı işbirliği yaparak satışları hızla artırıyoruz.
- Çok hızlıca hayata geçirdiğimiz sitemizin tasarımını hala bir türlü beğenemiyoruz. “Terzi kendi söküğünü dikemez” misali, henüz sitemize kaliteli bir zaman ayıramadık maalesef. Ürünlerimizin ulaştığı insanlardan sürekli “Aaaa, bunlar sitedeki fotoğraflardan daha güzelmiş!” yorumu almaktan da bir hayli sıkıldık:-)
Daha çok eksiğimiz var, farkındayız. Şu an sadece İstanbul içine hizmet verebiliyoruz. Ama organizasyonumuzu ölçeklenme yolunda şimdiden kurguluyoruz. Görüş ve önerilerinizi eksik etmeyin lütfen.
Umarım krizin etkileri giderek azalır ve yeni internet girişimleri de daha bir cesaretle yapılır…
Tags: Cesaret, Doğru Vizyon, Yeni girişim
Cesareti Olmayan Kahraman Olamaz!
Sep 16, 2008 Karakter Seti
Köpeklerin kıstırdığı kediye kimse “korkmuyor” diyebilir mi? Korkar elbet. Ama önce arkasını sağlam bir yere dayar, sonra “gelin, ben varım, kaybedecek birşeyim kalmadı” der ve sezgisel refleksleriyle saldırıya geçer. Çünkü bilir ki orada oturup sonunu düşünse, çok şey kaybeder. İşte o yüzden “cesaret” korkmamak değildir. Cesaret, tam tersine çok korkmak ama yine de “ben varım” demektir.
Diyelim bir işe girişeceksiniz. Hayaliniz hep sizi kemiriyor. Ama bir türlü start veremiyorsunuz. Maaşlı işinizi bırakamıyorsunuz. Alternatiflerinizi masaya koyun. “En kötüsü ne olur?” diye düşünün:
- “Yeterli sermayem yok, bulabilecek miyim?”: Merak etmeyin kervan yolda da düzülür. Emin olun, maaşlı işinizdeyken yaptığınız başvurulardan daha iyi sonuç alırsınız. Çünkü yatırımcılar, elini taşın altına koyup harekete geçenlere daha pozitif bakar.
- “İşler iyi gitti, küçük hatalarımız olsa da ders aldık.”: Ne güzel.
- “Yolda nefesim (sermayem) tükendi, ama işler planladığım gibi gitmese de projem ilgi görüyor.”: Projeniz gerçekten iyiyse, bir şekilde takviye edersiniz (eş-dost, yatırımcı vs).
- “İlk projem iyi gitmedi, ama çok şey öğrendim, ikinci projem taş gibi.”: Gerçekten öyleyse, kolay yatırımcı bulursunuz.
- “Ya tamamen başarısız olursam?”: En fazla 6-9 ay sonra parasız kalırsınız. Cenazeyi kaldırın. Nasıl olsa en kötü ihtimal maaşlı bir işe girersiniz (Başlarken minimum 6-9 aylık gider için sermayeniz vardır diye düşünüyorum).
- “Peki iş başvurusu yapacağım. Başarısız birini alırlar mı?”: Sizden iyisini mi bulacaklar. Kendinize ne kattığınıza bakın, hatta onlara ne katacağınızı anlatın.
Yani akla gelebilecek tüm senaryoları düşünün. Başarısız olmak mı? İşsiz kalmak mı? Dilencilik yapmak mı? Ya da ölmek mi? (Allah korusun) Hepsinden korkun. Korkun ki hazırlık yapın, kendinizi daha çok geliştirin -dış çevrenizi de geliştirin. Korkmak iyidir, adama tedbir aldırır, hazırlık yaptırır.
İşin sonuna, hatta sonun ne olacağıyla ilgili gerilime dayanacak gücünüz/direnciniz yoksa, yani “en kötü son” ihtimaliyle yüzleşemiyorsanız, maaşlı işinize devam etmenizde hayır var. Ya hazır olacağınız zamanı bekleyin ya da bence hiç zahmete girmeyin. Ama 1-2 yıl sonra projenizin benzerini birileri yaptığında “ben düşünmüştüm” demeyin lütfen. Çünkü tarih, bunu diyenleri hiç hatırlamaz.
“Şans cesurlara yardım eder” denir. Evet şans cesurlara güler. Ama eylemci cesurlara, harekete geçenlere, hazırlık yapanlara güler -oturanlara değil. Sonunuzu çokça düşüneceğinize tedbir almaya girişin derim (naçizane). Tedbirinizi aldığınız takdirde, harekete geçtiğinizdeki cesurluk, “cahil cesareti” olmamış olur.
Her cesareti olan kahraman olamaz belki, doğru. Özellikle cahil cesaretiyle iş yapmamak için riskleri ölçülebilir hale getirmeyi unutmamak lazım. Bir maymun cinsi, kendisine verilen fındık-fıstıkları önce (çok afedersiniz) kıçına sokup çıkarır, sonra tüylerine sürüp temizledikten sonra ağzına atarmış (hijyen önemli:). Hayvan bile riski uygulamalı ölçüyor, tedbirini önden alıyor. Sonuçta her yediğinin vücudundan çıkıp çıkamayacağını önceden bilmek istemesi kadar doğal birşey olamaz. Kimbilir belki de bu türün genetik kodlarında “cevizi kabuğuyla yutmuş” bir dedenin mirası vardır.
Zaten Seth Godin’in öğütlediği gibi, “dip”i geçemeyecek olanlar veya geçeceğine inanmayanlar bu işe hiç başlamasın. Sonuçta başarılı olmak da var, cenazeyi kaldırmak da. Önemli olan başarısız olmak değil. Önemli olan, başarısızlık belirdiğinde, bir ürün veya proje “ölü” doğduğunda; cenazeyi kaldırma cesaretine de sahip olmak.
Evet, her cesareti olan kahraman olamaz belki ama, cesareti olmayan da sadece emekli olur…
Tags: Cesaret, Girişim, Girişimcilik, İnanç


